The Hangover denince, çoğumuzun aklına gelen ilk şey, Las Vegas'taki o meşhur bekarlığa veda partisi ve sonrasında yaşanan absürt olaylar zinciri oluyor. Evet, kabul edelim, çıktığı dönemde büyük bir gişe başarısı yakaladı ve komedi filmlerine yeni bir soluk getirdiğini düşünenler bile oldu. Ancak gelin dürüst olalım: Gerçekten o kadar abartılacak bir tarafı var mıydı?
Film, temelinde klişe bir olay örgüsüne dayanıyor: Bir grup arkadaş, bir gece önce ne olduğunu hatırlamadan uyanır ve kayıp damadı bulmaya çalışırken komik (!?) durumlarla karşılaşır. Bu konsept, daha önce de farklı şekillerde işlenmişti ve bu film bunu belki biraz daha gürültülü ve asi bir şekilde yaptı.
Filmin mizah anlayışı ise yer yer zorlama esprilerle doluydu. Karakterlerin karikatürize edilişi ve olayların absürtlük seviyesi, bir noktadan sonra komik olmaktan çıkıp yorucu hale gelebiliyordu.
Ve gelelim filmin yerlerde sürünen devam filmlerinin kalitesine(!) İlk filmin yarattığı beklentiyi hiçbir zaman karşılayamayan devam filmleri, serinin genel algısını da aşağı çekti. Aynı formülü kopyalama çabası acınasıydı!
Belki bir akşamüstü keyifli vakit geçirmek için izlenebilecek, sıradan bir komedi filmi olabilir ama ancak o kadar...
OH BE!!!

Ve yırtılmış bir tül gibi, savrulup duruyor zaman...