Reklam engelleyici tespit edildi: Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar gösterilerek ayakta kalmaktadır. Lütfen web sitemizde reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün.
Jason Statham uzun süredir bu tarz rollerin kadrolu adamı, izlerken daha önce izledim hissine kapılıyor insan bazen! Güzeller güzeli Annabelle Wallis eşlik ediyor kendisine… Şart değil ama vakit geçirmelik bir aksiyon filmi… Aksiyon ve dövüş sahneleri gayet iyi…
Richard Brake karizması, Robert Englund sesi ile filme renk katmış fakat hepsi bu kadar! Pinokyoya kadar belli bir kalite bar gibiydi lakin o geldikten sonra efekt ve oyunculuk yerlerde… Zaten genel olarak genç ve çocuk oyuncular mevcut velhasıl uzak durulası filmlerden…
Yorgos Lanthimos, Bugonia ile geç kapitalizmin yarattığı kolektif cinneti ve sınıf öfkesini absürt bir uzaylı istilası hikâyesine sığdırmayı yine başarmış.
Zorba yazdı: 29 Tem 2026Bu arada sadece kattığın anlam ile sevilesi oluyor herşey... Bunun ne olduğunun bir önemi yok.
Bu cümlene katılmakla beraber, filmin bir çok sahnesinde epey güldüğümü ve sık sık aklıma Şener Şen ile Müjde Ar'ın oynadığı Arabesk filminin geldiğini de eklemem gerek...
Konusu 70'li yıllarda Detroit'te geçen, 70'ler estetğini kullanan ilginç bir suç, aksiyon, gerilim ve elbette intikam hikâyesi. Filmin en ilginç özelliği neredeyse hiç diyalog olmaması. Eski, sessiz sinema geleneğine selam gönderen bir yapısının olması. Açıkçası bu beni biraz şaşırttı. Hiç beklemiyordum böyle bir şey. Filmi izlemek isteyenler altyazı falan beklemeden direkt izleyebilirler yani. Sırtını tamamen görüntülere, görüntünün evrensel diline yaslayan bir film. Görüntüler her şeyi anlatıyor zaten. Altyazıya, diyaloğa gerek yok. Sırf risk alarak böyle sıra dışı bir yol izledikleri için bile film ekibini tebrik etmek lazım bence. Ancak hemen her film gibi bu film de kusursuz değil ve bu can sıkan hususları spoiler olmasın diye aşağıdaki spoiler kısmına aldım.
Can Sıkan Husus 1: Filmde kötü adamın Shailene Woodley'in meme uçlarını yaladığı sahne canımı sıktı çünkü bende sevdiğim kızı sahiplenme huyu var ve ben eskiden beri içten içe, gizliden gizliye Shailene Woodley'e âşık olmuş, onu sahiplenmiştim. Her ne kadar Shailene Woodley benim varlığımdan bile haberdar olmasa da, bu tek taraflı, platonik bir sahiplenme olsa da, filmdeki uyuz herifin Shailene Woodley'in meme uçlarını yalaması canımı sıktı biraz. Ya kardeşim sen benim sahiplendiğim kızın meme uçlarını nasıl yalarsın ya?!
Can Sıkan Husus 2: Filmdeki iyi adam kötü adamı 70'li yıllarda değil, ancak yarım asır sonra yakalıyor ve tahmin edin adamı nerede yakalıyor? Ormanın ortasında, etrafında minik bir gölü olan saray gibi bir evde. Yani pislik herif 50 yıl boyunca saraylarda yaşamaya devam etmiş. Tam kendi eceliyle ölmek üzereyken, tam Azrail yakasına yapışmak üzereyken bizimkisi geliyor, bunu öldürüyor. E ben ne anladım bu işten? Ben ne anladım bu intikamdan? Böyle intikam mı olur? Yav kardeşim gençken öldürseydin ya bu pisliği!
Woody Harrelson ve Laura Finney tanıdık yüzler… Kaybettiklerinin acısı, pişmanlıklar, gençlik hataları, aile olma, dostluk vs duyguları üzerinden ilerleyen, kalite olarak çok üst düzey olamayan fakat duygu olarak etkileyici denebilir! Bu tarz filmler genelde yaşı geçkin insanlara geçer aslında gençlere pek etki etmez ama sanki tersi olması lazım gibi…
Trt2’den kendime bir pazar sabahı hediyesi… Dram, vahşet ama bir yandan aile, bozkır manzaraları, atlar, sanatsal bakış… Filmin özellikle sonundaki tablolar ve müzik muhteşemdi. Çok sanatsal gören gözüm yoktur lakin etkileyici… Dingin, sakin akan ama etkileyici bir film…