Bitirmesi zor, Unutmak imkansız...

Film incelemelerinizi ya da listelerinizi bu başlıkta paylaşabilirsiniz.
Kullanıcı avatarı

Konu yazarı
byKush
Yönetmen
Mesajlar: 1526
Kayıt: 27 Ağu 2024
Tepkiler puanı: 259
Şehir: Ankara
Ruh Hali:
İletişim:

Bitirmesi zor, Unutmak imkansız...

Okunmamış mesaj gönderen byKush »



Filmi izledim ve şu ana kadar "savaş filmi" adı altında gördüğüm her şeyin ne kadar yüzeysel kaldığını fark ettim. Elem Klimov, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altındaki bir Belarus köyünde çocukluğunu, masumiyetini ve akıl sağlığını adım adım kaybeden Flyora’nın hikayesini anlatırken seyirciye asla acımıyor. Kamera teknikleri, kulakları tırmalayan ses tasarımı ve çocuk oyuncunun gözlerinde saniye saniye büyüyen o dehşet; filmi bir sinema eserinden çok, canlı yaşanan bir kabusa dönüştürüyor. Savaşın kahramanlık ya da zafer değil; katıksız bir delilik, yıkım ve insanlığın çöküşü olduğunu bu kadar çıplak ve cehennemî bir atmosferle yüzüne çarpan başka hiçbir yapım yok. Bittiğinde insanda konuşacak derman bırakmayan, sinema tarihinin en sarsıcı ve rahatsız edici tecrübelerinden biri.
* Ohooo vizontele daha çok yanar oglum; sinemaya benzer mi? Ben en çok sinemayı severim, sinema başka bi'şey.
Kullanıcı avatarı

Konu yazarı
byKush
Yönetmen
Mesajlar: 1526
Kayıt: 27 Ağu 2024
Tepkiler puanı: 259
Şehir: Ankara
Ruh Hali:
İletişim:

Bitirmesi zor, Unutmak imkansız...

Okunmamış mesaj gönderen byKush »


* Ohooo vizontele daha çok yanar oglum; sinemaya benzer mi? Ben en çok sinemayı severim, sinema başka bi'şey.
Kullanıcı avatarı

Konu yazarı
byKush
Yönetmen
Mesajlar: 1526
Kayıt: 27 Ağu 2024
Tepkiler puanı: 259
Şehir: Ankara
Ruh Hali:
İletişim:

Bitirmesi zor, Unutmak imkansız...

Okunmamış mesaj gönderen byKush »



İzlerken Michael Haneke’nin seyirciyle nasıl kedi-fare gibi oynadığına akıl sır erdiremedim. Göle sıfır müstakil evlerinde tatil yapan huzurlu bir ailenin, kapılarını çalan beyaz eldivenli iki sosyopat genç tarafından esir alınmasını anlatıyor; ama bildiğin gerilim filmlerinden çok farklı. Haneke şiddeti bir eğlence gibi sunan Hollywood kalıplarıyla resmen alay ediyor; hatta karakterlerden biri doğrudan kameraya bakıp seninle konuşmaya, beklentilerinle oynamaya başladığında şok oluyorsun. O meşhur kumanda sahnesi var ki, izlerken çaresizlikten çıldıracak gibi oluyorsun. Yönetmen sana istediğin katarsis duygusunu, o "rahatlatıcı intikam" anını intentionally vermiyor ve seni şiddetin pasif bir izleyicisi olduğun için suçluluk duygusuyla baş başa bırakıyor. Rahatsız edici, sinir bozucu ama sinematografik açıdan muazzam bir manipülasyon ustalık eseri; psikolojine güveniyorsan mutlaka izlemelisin.
* Ohooo vizontele daha çok yanar oglum; sinemaya benzer mi? Ben en çok sinemayı severim, sinema başka bi'şey.
Kullanıcı avatarı

Konu yazarı
byKush
Yönetmen
Mesajlar: 1526
Kayıt: 27 Ağu 2024
Tepkiler puanı: 259
Şehir: Ankara
Ruh Hali:
İletişim:

Bitirmesi zor, Unutmak imkansız...

Okunmamış mesaj gönderen byKush »



Filmin üzerimde bıraktığı o ağır, klostrofobik baskıyı anlatacak kelime bulamıyorum. Serdar Akar, bir grup gencin barda sıradan bir gece geçirirken bir anda içeri giren bir çete tarafından alıkonulmasını öyle çıplak ve acımasız bir gerçekçilikle işlemiş ki, izlerken nefesin kesiliyor. Şiddeti bir şov malzemesi olarak değil; toplumun bastırılmış öfkesinin, adaletsizliğin ve saf kötülüğün bir patlaması olarak yüzüne çarpıyor. Ne bir romantizm var ne de bir yumuşatma; çaresizliği ve insanın o anlarda hissettiği korkuyu iliklerine kadar hissediyorsun. Türkiye sinemasının en sert, en rahatsız edici ama bir o kadar da gözünü kaçıramadığın tokat gibi yapımlarından biri; izledikten sonra etkisinden kolay kolay çıkamıyorsun.
* Ohooo vizontele daha çok yanar oglum; sinemaya benzer mi? Ben en çok sinemayı severim, sinema başka bi'şey.
Kullanıcı avatarı

Konu yazarı
byKush
Yönetmen
Mesajlar: 1526
Kayıt: 27 Ağu 2024
Tepkiler puanı: 259
Şehir: Ankara
Ruh Hali:
İletişim:

Bitirmesi zor, Unutmak imkansız...

Okunmamış mesaj gönderen byKush »



Denis Villeneuve ya da Park Chan-wook sinemasından çok farklı ama kafayı yedirtecek cinsten bir film! Stanley Kubrick olayı ikiye bölmüş: İlk yarıda o efsanevi Çavuş Hartman’ın askerleri birer savaş makinesine dönüştürmek için uyguladığı psikolojik baskıyı ve acımasız eğitimi izlerken sinirden ve germekten için şişiyor. İkinci yarıda ise Vietnam’ın o anlamsız, kaotik cehennemine daldığında savaşın insanı nasıl tamamen duygusuzlaştırıp deliliğe sürüklediğini görüyorsun. Mizahı o kadar kara, eleştirisi o kadar sert ki, savaş güzellemesi yapan her şeyi yerle bir ediyor. Özellikle ilk yarıdaki o psikolojik çöküş sahnesi kolay kolay aklından çıkmaz; sinema dersi niyetine kesinlikle izlemen lazım!
* Ohooo vizontele daha çok yanar oglum; sinemaya benzer mi? Ben en çok sinemayı severim, sinema başka bi'şey.
Kullanıcı avatarı

Konu yazarı
byKush
Yönetmen
Mesajlar: 1526
Kayıt: 27 Ağu 2024
Tepkiler puanı: 259
Şehir: Ankara
Ruh Hali:
İletişim:

Bitirmesi zor, Unutmak imkansız...

Okunmamış mesaj gönderen byKush »



Fİnalinde resmen nutkum tutuldu. Annelerinin vasiyeti üzerine hiç görmedikleri babalarını ve varlığından bile haberdar olmadıkları ağabeylerini bulmak için Orta Doğu’ya giden ikizlerin hikayesi bu. Denis Villeneuve öyle bir atmosfer kurmuş ki, savaşın insan ruhunda açtığı o vahşi yaraları izlerken için sıkışıyor. Gizem katman katman açıldıkça gerilim tırmanıyor ve en sonunda öyle bir gerçekle duvara tosluyorsun ki, film bittiğinde ekrana bakakalmaktan başka hiçbir şey yapamıyorsun. Bir trajedinin insanı nasıl bu kadar derinden vurabileceğini aklım almadı; izlemediysen hemen listene al, sarsılmaya hazır ol!
* Ohooo vizontele daha çok yanar oglum; sinemaya benzer mi? Ben en çok sinemayı severim, sinema başka bi'şey.
Cevapla