1. sayfa (Toplam 3 sayfa)
[TARTIŞMA] Il Postino (Postacı) 1994
Gönderilme zamanı: 14 May 2026
gönderen byKush
svsknr yazdı: 13 May 2026
Hadi herkes izlesin ve ayrı bir başlıkta tartışalım! Ne dersiniz?
Ben başka bir film için aynı teklifte bulunacaktım; erken davrandın...
Ben varım...
Tarih belirleyelim; katılmak isteyen o tarihe kadar izlesin, biz bize yazışıp tartışalım... Şov yapmadan, bilmişlik taslamadan...

Film İzleme Etkiliği - Postacı
Gönderilme zamanı: 15 May 2026
gönderen Zorba
svsknr yazdı: 13 May 2026
Bence, genel kanının ve yorumların aksine; farklı sınıflara ait iki insanın dostluğundan ziyade, farklı uçlarda yaşayan insanların asla arkadaş olamayacağı ve çıkar ilişkileri üzerine kurulu bir film!
Hadi herkes izlesin ve ayrı bir başlıkta tartışalım! Ne dersiniz?
Ayrı bir başlık açılacak mıydı bilemedim, eğer ki sayfanı karalıyor isem affeyle...Öncelikle bu film ile tanışmama vesile olduğun için çok teşekkür ederim svsknr. Öyle hoşluk içerisinde izledim ki, hislerimi ifade edemem.Müzikleri ile İtalya'nın kırsalı, denizi, sakinliği ile bir tablo gibi keyifle seyrettim ancak Mario'nun ifadesi olan "kederli balık ağları" misali hüzünlü bir bakış ile içim buruk bitirdim.Mario için çok üzgünüm...
Tartışmaya açtığın "Dostluk" kavramı üzerine henüz dün yeni bitirdiğim "Mumlar Sonuna Kadar Yanar" isimli romanı tavsiye ederim. Bakış açında etkili olabilir...
Filmde ise bana göre aslında bir dostluk hikayesinden ziyade, ilgiye,sevgiye,farkedilmeye ve özgüvene ihtiyacı olan Mario'nun deyim yerindeyse entellektüel bir kahraman olan aynı zamanda belli bir kibre de sahip Pablo Neruda tarafından kabul görülmesi ile yaşadığı sahiplenilme ve yeterlilik hissinin, terk edilişi ile yaşadığı yitirilmişlik duygusunu aktarıyor, Yani dostluğu Mario sadece kendi öyleymiş gibi varsayıp ayrılık sonrası bu hüznü aslında tamamiyle Mario tek başına yaşıyor, Pablo Mario için aslında bir basamak ancak Pablo için ona hayran olanlardan pek de farklı değildi Mario... Bu yüzden Pablo onu çokta iyi anlayamazdı çünkü ona ihtiyacı olan Mario'ydu.
Film İzleme Etkiliği - Postacı
Gönderilme zamanı: 15 May 2026
gönderen svsknr
Mesajlar yeni başlığa taşınmıştır. Tüm üyelerimizi ve gizli/gizemli takipçilerimizi bekliyoruz.
EK: İş çıkışı saatine geldiğinden ve Cuma günü olması münasebetiyle (

) yorumumu 1-2 gün sonraya bırakıyorum.

Film İzleme Etkiliği - Postacı
Gönderilme zamanı: 15 May 2026
gönderen byKush
Filmi yeniden seyrediyorum. O yüzden bir iki gün müsaade rica ediyorum arkadaşlar.

Film İzleme Etkiliği - Postacı
Gönderilme zamanı: 16 May 2026
gönderen byKush
Il Postino, sürgünde İtalya’nın küçük bir adasında yaşayan büyük şair Pablo Neruda ile ona mektuplarını ulaştıran genç postacı Mario’nun hikâyesini anlatıyor. Mario, şiirle tanıştıkça dünyaya bakışını değiştiriyor, kendi duygularını ifade etmeyi öğreniyor ve hayatına yeni anlamlar katıyor.
Michael Radford’un yönetmenliğini üstlendiği film,
Antonio Skármeta’nın eserinden uyarlanmış. Akdeniz’in büyüleyici manzaraları,
Franco Di Giacomo’nun görüntü yönetimiyle şiirsel bir atmosfer kazanıyor.
Luis Bacalov’un Oscar ödüllü müzikleri ise görselliği tamamlayarak bizleri hem duygusal hem estetik bir yolculuğa çıkarıyor.
Massimo Troisi’nin Mario karakterine kattığı naiflik ve
Philippe Noiret’in Neruda’ya verdiği bilgelik, filmi unutulmaz kılıyor. Ne yalan söyleyeyim zaman zaman Neruda rolunü usta şairin kendisinin oynadığını düşündüğüm anlar oldu. Küçük ada kasabasının gündelik yaşamı, zamanın yavaş akışıyla birleşerek bizedingin bir ritim sunuyor. Müzikler, bu görselliğe derinlik katarken Mario’nun içsel dönüşümünü daha da güçlü hissettiriyor insana.
Filmin en etkili anlarından biri, Mario’nun Beatrice’i ilk gördüğü sahne bence. O anda Mario’nun kalbinin şiirle dolup taşıyor; aşkın saf ve içgüdüsel doğası izleyiciye geçiyor. Sahnede hiç diyalog olmaması, aşkın gücünün hiçbir kelime ile anlatılamayacağını ispatlıyor gibi. Bu sahne, filmin romantik damarını beslerken aynı zamanda hümanist bir mesaj da veriyor;
aşk ve şiir, insanı dönüştüren evrensel güçlerdir.
Il Postino, şiirin farklı dünyalardan gelen insanları ortak bir paydada buluşturduğunun ispatı gibi. Mario’nun basit hayatı, Neruda’nın dizeleriyle zenginleşiyorken; şiirin insan ruhuna dokunan evrensel etkisini hatırlattı bana.
Uzun lafın kıssası arkadaşlar;
Bu film, hem romantizmi hem de insanlığın ortak değerlerini zarif bir şekilde işleyen bir başyapıt olarak gönül rahatlığıyla tavsiye edilebilir.

[TARTIŞMA] Il Postino (Postacı) 1994
Gönderilme zamanı: 17 May 2026
gönderen svsknr
Ve bombardıman başlıyor!
Genel sinema eleştirilerinde ve izleyici yorumlarında Il Postino (1994), genellikle farklı sınıflardan iki insanın şiir aracılığıyla kurduğu "sıcak ve dokunaklı dostluk" üzerinden göklere çıkarılır. Ancak filmin naif ve melankolik atmosferi bir kenara bırakılıp karakter dinamikleri rasyonel bir süzgeçten geçirildiğinde, karşımıza bambaşka bir tablo çıkıyor: Farklı dünyaların ve uçların insanları arasında gerçek bir dostluğun imkansızlığı ve ilişkinin tamamen bir "çıkar ve fayda" mekanizması üzerine kurulduğu gerçeği.
Film, bu popüler "sınıflar arası dostluk" mitini aslında kendi elleriyle çürütür. İlişkiyi iki tarafın pencerelerinden analiz ettiğimizde şu soğuk gerçeklerle karşılaşırız:
Mario Açısından Faydacılık (Statü ve Kadın): Mario, Neruda’ya saf bir insani bağla değil, onun adadaki ayrıcalıklı konumuna ve entelektüel gücüne duyduğu hayranlıkla yaklaşır. Neruda’nın şiirlerini ve dehasını, kendi sıradan hayatından kaçmak ve Beatrice’i elde etmek için adeta bir araç olarak kullanır. Şiir, Mario için ruhsal bir aydınlanmadan ziyade, hedef odaklı bir fetih enstrümanıdır.
Neruda Açısından Egonun Beslenmesi: Sürgündeki dünyaca ünlü bir şair olan Neruda için Mario, yalnızlığını hafifleten, mektuplarını taşıyan ve en önemlisi de narsizmini, egosunu besleyen zararsız bir hayrandır. Neruda, Mario'nun hayatına derinlemesine nüfuz etmez; onu sadece kendi yörüngesinde tutar.
İllüzyonun Bozulduğu An (Unutuluş): İlişkinin gerçek yüzü, Neruda adadan ayrıldığında tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar. "Büyük dost" Neruda, adadan ayrıldıktan sonra Mario’yu tamamen unutur. Ne bir mektup yazar ne de onun ne halde olduğunu umursar. Mario ise bu asimetrik ilişkiyi kafasında o kadar romantize etmiştir ki, Neruda'nın adını ve fikirlerini yaşatmak uğruna hayatını kaybeder.
Kısaca; Il Postino, iddia edildiği gibi sınıfları ve uçları eşitleyen bir sevgi filmi değildir. Aksine, bir elitin kendisine hayran olan bir alt sınıf mensubunu farkında olarak ya da olmayarak sömürmesini, alt sınıfın ise bu parıltıdan pay alma çabasını anlatır. Neruda yıllar sonra adaya döndüğünde Mario artık hayatta yoktur; geriye sadece Neruda'nın hafif bir buruklukla hatırlayacağı, geçmişe ait "kullanışlı" bir anı kalmıştır. Film, uçlardaki insanların dost olamayacağının sinematik bir kanıtıdır.

[TARTIŞMA] Il Postino (Postacı) 1994
Gönderilme zamanı: 17 May 2026
gönderen byKush
Bu yazdıklarının bir kısmına katılsam da genel olarak tamamen karşısındayım.
Neruda cephesinde yaşananları değil bilmek tahmin etmek şansı bile taşımayan bizlerin "alt sınıfı ezen kullanan üst sınıf" fikr-i sabitimize dayanan bir yargılama hatta yargılamadan infaz olmuş yazdıkların.
Mario'nun hayat standartları, günlük rutinleri ve mecburiyetleri ile Neruda'nınkini aynı kefeye koymak biraz haksızlık olur. İtalya'nın su bile götürmeye gerek görmediği kadar küçük bir adasında, keyfi olarak ve yalana sığınarak babası ile balığa bile çıkmayan, Neruda gibi bir birikim ile karşılaşma ihtimali bir Halley kuyruklu yıldızını iki kere görme ihtimalinden az olan Mario önüne çıkan fırsatı değerlendirmekte çok haklıdır. Ve ne mutlu ki adadaki diğer insanlar gibi boş gözlerle izlememiştir Neruda'yı. Bizde birilerinin "Urfa'da Oksford vardı da biz mi gitmedik" dediği gibi; adada onlarca entelektüel birikimli insan vardı da Mario mu geliştirmedi kendini? Diğer yandan Neruda sürgün olduğu adada bahsettiğin egolarla gezinseydi Mario'yu evinin içine almaz, şiirsel destek amacıyla o bara gitmez yani hayatına dokunmazdı. Söylediğin gibi "ben şairim, beni pohpohlayın" duygusu ile yaşayan biri olsa ada içinde orda burda insanlarla temas ederdi. Film boyunca sadece 3 kere ada meydanında göründü, birinde Beatrice ile tanışmak, ikincisinde Mario'ya sağdıç olmak, sonuncusunda da eski bir dostu yeniden görmek için. Neruda adada veya karşı adada yaşamaya devam etti de akşam eve giderken Mario'ya uğramadı mı? Biri Şili'de biri İtalya'da; 500T den bile uzak bir mesafedeler. Pablo Neruda gibi bir insanın o dönemde tüm dünyayı gezerek yapması, katılması gereken rutinleri olduğunu göz ardı etmemek lazım. 5 yıl sonra bile herhangi bir mecburiyet yada dava olmadan İsa'nın bile unuttuğu adaya dönüp Mario'yu ziyaret etmesi aslında aradaki bağın göstergesi. Kaçırdığın nokta, her iki tarafın da günlük hayatlarındaki rutinlerden dolayı iletişimi sınırlı tutmaları. Yani Mario sürekli mektup yazsa ama cevap alamasa hak verebilirim sana, ama Mario kibarlıktan, Neruda yoğunluktan yazışmamış. Cep telefonu olsa belki kedili video yada cuma mesajı ile bile olsun temas kopmayabilirdi.
Benzeri durumu farklı bir konsept ile yaşayan biri olarak sana durumu şöyle izah edeyim; 20 senedir gurbet şantiyecisiyim. Her projede hiç yoksa binlerce insanla çalışıyorum. Bazı projelerde bu onbinleri buluyor. Ve ben sahada bu insanların hiç değilse dörttebiri ile sıcak teması severim; dertlerini dinler oturur beraber çay içerim. 20 yıldır her şantiyeden birsürü kardeş dost edinirim. Hergün onlara teketek mesaj atsam, (bak arasam demiyorum) inan bana kendi hayatıma ayıracak an kalmaz.
Konudan ayrı ama sana çok net bir cevap; önemli olan, son görüşmenin üzerinden yıllar geçse de sanki dün berabermiş gibi sarılabilmek, konuşabilmek.
Bu film insanın yüreğini ısıtan bir geç kalmışlık filmi.
[TARTIŞMA] Il Postino (Postacı) 1994
Gönderilme zamanı: 17 May 2026
gönderen byKush
svsknr yazdı: 17 May 2026
Film, uçlardaki insanların dost olamayacağının sinematik bir kanıtıdır.
Bu çok ağır bir eleştiri.
Ve gerçek dışı.

[TARTIŞMA] Il Postino (Postacı) 1994
Gönderilme zamanı: 17 May 2026
gönderen svsknr
byKush yazdı: 17 May 2026
svsknr yazdı: 17 May 2026
Film, uçlardaki insanların dost olamayacağının sinematik bir kanıtıdır.
Bu çok ağır bir eleştiri.
Ve gerçek dışı.
Kafanıza vurmadan şöyle özetliyim
@byKush abi; Gerçekten arkadaş olmakla, “mış” gibi yapmak çok ama çok ayrı şeyler bence

[TARTIŞMA] Il Postino (Postacı) 1994
Gönderilme zamanı: 17 May 2026
gönderen byKush
svsknr yazdı: 17 May 2026
Kafanıza vurmadan şöyle özetliyim
@byKush abi; Gerçekten arkadaş olmakla, “mış” gibi yapmak çok ama çok ayrı şeyler bence
Kafana vura vura söyleyeyim svsknr kardeş; dostluk ve arkadaşlık ayrı şeyler bence.
Arkadaşlık süreye ve sürece bağlı, alışkanlıklarla yaşıyor gibi gelir hep bana.
Dostluğun ise zamanla, alışkanlıkarla işi yok bence. Gerçek dostlar birbirini hiç görmeyebilir yada yıllarca görüşmeyebilir de. Ama hep yanyanaymış gibi hissederler. Buna en canlı örnek senle beniz Canım Kardeşim.
Evet filmde Neruda hiç mektup yazmıyor; ama bir beyaz kağıta aktarmaktansa gidip dokunarak hissetirmek istiyor belki. Belliki hayat rutini içinde kayboluyor, ilk fırsat geç kalınmış dahi olsa 5 yıl sonra geliyor. Kaçırmaman gereken bir nokta var Neruda davet edildiği için gitmiyor yolu oradan geçerken uğramıyor sadece onları görmek için oraya gidiyor Evet geç kalıyor ama o da hayatın cilvesi.